Çocuğum İçin Her Şeyi Yapıyorum Ama Neden Hâlâ Yetersiz Hissediyorum?

“Bugün çocuğuma yeterince zaman ayırabildim mi?”

“Biraz önce ona kızdım, acaba onu kırdım mı?”

“Başka anneler/babalar bunu daha iyi yapıyor gibi.”

“Çocuğumun ihtiyacı olan şeyi gözden kaçırıyor olabilir miyim?”

“Ben iyi bir ebeveyn miyim?”

Bazen ebeveynlikte en yorucu şey çocuğun ihtiyaçları değil, kendi kendimize sorduğumuz bu sorular olabilir.

Çocuğumuz için elimizden geleni yaptığımız halde neden hâlâ yetersiz hissederiz?

Çünkü iyi ebeveynliği kusursuz ebeveynlikle karıştırabiliyoruz

Çocuğumuzun hiçbir zaman üzülmemesini,

hiç hata yapmamayı,

her sorusuna doğru cevap vermeyi,

her ihtiyacını zamanında fark etmeyi,

hiç öfkelenmemeyi,

her zaman sabırlı olmayı bekleyebiliyoruz.

Ama gerçek bir ebeveynlik deneyimi böyle değil.

Bazen yoruluruz.
Bazen sesimizi yükseltiriz.
Bazen çocuğumuzun neye ihtiyacı olduğunu anlayamayız.
Bazen sadece birkaç dakika yalnız kalmak isteriz.

Bunların olması tek başına kötü ebeveyn olduğumuz anlamına gelmez.

Çocuğun ihtiyacı kusursuz bir ebeveyn değildir

Çocukların hayatında hayal kırıklığı da olur, beklemek de vardır, sınır da vardır.

Her isteğinin karşılanması, her duygusunun hemen düzeltilmesi veya hiçbir zaman üzülmemesi çocuğun ihtiyacı olan şey değildir.

Daha önemli olan, ilişki içinde kendisini güvende hissedebilmesi ve zorlandığı zaman yeniden bağ kurabileceği bir yetişkinin yanında olduğunu bilmesidir.

Bu nedenle bazen çocuğunuza kızdıysanız asıl mesele “Hiç kızmamalıydım” demek yerine:

“Aramızdaki ilişkiyi nasıl onarabilirim?”

diye sorabilmek olabilir.

Kendinizi yetersiz hissettiğinizde bunu deneyebilirsiniz

Bir günün sonunda yalnızca “Bugün neyi yanlış yaptım?” diye düşünmek yerine üç farklı soru sorun:

Bugün çocuğumla neyi iyi yaptım?

Bugün onun hangi ihtiyacını fark edebildim?

Yarın değiştirmek istediğim tek bir şey ne?

Çünkü ebeveynlik her gün yeniden sınava girdiğiniz bir performans alanı değildir.

Ve çocuğunuzun geleceğini belirleyen şey, tek tek bütün günlerinizin kusursuz olması da değildir.

Bazen çocuğunuza ayırdığınız zamanın miktarından çok, onunla olduğunuz zamanın içinde gerçekten orada olabilmeniz önemlidir.

Bazen uzun uzun konuşmak yerine onu dinlemek.

Bazen çözüm bulmak yerine yanında kalmak.

Bazen de “Şu anda çok yoruldum, biraz sonra konuşalım” diyebilmek.

Belki de kendinize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

“Çocuğumun iyi olması için ne kadar çabalıyorum?” değil,

“Çocuğum için yeterli olmadığımı neden bu kadar sık düşünüyorum?”

Bu iki soru birbirinden çok farklı.

Eğer ebeveynlik sürecinde sürekli suçluluk, kaygı ve yetersizlik hissediyor; ne yaparsanız yapın “daha fazlasını yapmalıyım” düşüncesinden kurtulamıyorsanız, bu duygunun yalnızca çocuğunuzla ilgili olmayabileceğini fark etmek önemli olabilir.

Bazen ebeveynlik, kendi çocukluğumuzdan getirdiğimiz beklentileri, korkuları ve “iyi anne/baba nasıl olmalı?” düşüncelerini de görünür hale getirir.

Bu duygular günlük yaşamınızı ve çocuğunuzla ilişkinizi zorlamaya başladıysa, bir uzmanla birlikte ele almak hem kendinizi hem de ebeveynlik deneyiminizi daha farklı bir yerden görmenize yardımcı olabilir.

Önceki
Önceki

Birine İlgi Duyduğumuzda İlk Adımı Atabilecek Kadar Özgüvenli miyiz?

Sonraki
Sonraki

Bütün Odağımızı Çocuğumuz Yaptık, Peki Evliliğimiz Nerede Kaldı?