Birine İlgi Duyduğumuzda İlk Adımı Atabilecek Kadar Özgüvenli miyiz?

Birinden hoşlanıyorsunuz.

Mesajını görünce içiniz kıpır kıpır oluyor ama telefonu elinize aldığınızda başka bir şey başlıyor:

“Acaba ben mi yazsam?”

“Ya yanlış anlarsa?”

“Çok ilgili görünür müyüm?”

“Ya cevap vermezse?”

“Önce onun yazmasını mı beklesem?”

Mesaj kutusunu açıp kapatıyor, yazdığınızı silip yeniden yazıyor ve sonunda telefonu kenara bırakıyorsunuz.

Sonra da kendinize kızıyorsunuz:

“Neden bir türlü ilk adımı atamıyorum?”

Bazen mesele özgüven eksikliği değildir

İlk adımı atmak yalnızca “kendine güvenmekle” ilgili olmayabilir.

Çünkü birine yaklaşmak, aynı zamanda reddedilme ihtimalini kabul etmek demektir.

Karşınızdaki kişi aynı şeyi hissetmeyebilir.

Mesajınıza beklediğiniz gibi cevap vermeyebilir.

Sizi yanlış anlayabilir.

İlişki istediğiniz gibi ilerlemeyebilir.

Ve bütün bunlar olduğunda zihnimiz bazen şöyle düşünür:

“Hiç denemezsem reddedilmem.”

Bu gerçekten koruyucu bir yöntemdir.

Ama aynı zamanda hiç başlamayan ilişkilerin de nedeni olabilir.

Peki neden bazı insanlar bunu daha kolay yapabiliyor?

Çünkü özgüven, “Beni kesin beğenir” düşüncesi değildir.

Daha çok:

“Beni beğenmeyebilir. Ama bu benim değerimi belirlemez.”

diyebilmektir.

İlk adımı atabilmek, karşımızdaki kişiden garanti almak değil; sonucu kontrol edemeyeceğimizi kabul ederek kendimizi ifade edebilmektir.

Kendinizi sürekli geri çekiyorsanız...

Şunu deneyebilirsiniz:

Bir dahaki sefere birinden hoşlandığınızda kendinize

“Beni kesinlikle reddetmeyeceğini nasıl garanti ederim?”

diye sormak yerine,

“Reddedilirsem bununla baş edebilir miyim?”

diye sorun.

Çünkü bazen özgüveni artıran şey sonucu garanti etmek değil, sonuç istediğimiz gibi olmadığında da kendimize sahip çıkabileceğimize güvenmektir.

Bir başka önemli nokta da şu:

İlk adımı atmak, sınırları zorlamak veya karşı tarafın ilgisini olmadığı halde ısrar etmek değildir. İlginizi açıkça göstermek ve karşı tarafın cevabına saygı göstermek birbirinden farklı şeylerdir.

Peki ya hiç kimseye yaklaşmak istemiyorsanız?

Bazen “Ben zaten ilişki istemiyorum” dediğimiz halde aslında reddedilme korkusundan kaçıyor olabiliriz.

Bazen de geçmişte yaşadığımız hayal kırıklıkları, eleştirilme deneyimleri veya ilişkilerde incinmiş olmak yeni birine yaklaşmayı zorlaştırabilir.

Bu nedenle kendinize hemen “Ben özgüvensizim” demek yerine biraz daha merakla bakabilirsiniz:

Yaklaşmaktan mı korkuyorum, reddedilmekten mi?

Karşımdaki kişiyi kaybetmekten mi korkuyorum, kendimi yetersiz hissetmekten mi?

Yoksa gerçekten şu anda bir ilişkiye hazır değil miyim?

Bu soruların cevabı, neden ilk adımı atamadığınızı anlamak için önemli olabilir.

Eğer birine yaklaşma, reddedilme veya ilişki kurma konusunda yaşadığınız kaygı tekrar tekrar karşınıza çıkıyor ve istediğiniz ilişkileri kurmanızı engelliyorsa, bu döngünün altında ne olduğunu bir uzmanla birlikte değerlendirmek kendinizi daha iyi tanımanıza yardımcı olabilir.

Önceki
Önceki

Eşimle Artık Karı Koca Gibi Değil, Sadece Anne-Baba Gibi Yaşıyoruz

Sonraki
Sonraki

Çocuğum İçin Her Şeyi Yapıyorum Ama Neden Hâlâ Yetersiz Hissediyorum?