Herkesin Ne Düşündüğünü Fazla Önemsiyorum: Neden Kendim Gibi Davranamıyorum?

Bir şey söylemeden önce defalarca düşünüyor, yaptığınız bir konuşmayı saatler sonra yeniden hatırlayıp “Acaba yanlış mı anlaşıldım?” diye kendinize soruyor olabilirsiniz. Birinin yüz ifadesindeki küçük bir değişiklik bile gününüzü etkileyebilir. Üstelik çoğu zaman karşınızdaki kişinin gerçekten ne düşündüğünü bilmiyorsunuzdur; yalnızca ihtimaller üzerinde düşünürsünüz.

Başkalarının ne düşündüğünü önemsemek insani bir durumdur. Ancak bu düşünceler kararlarınızı, ilişkilerinizi ve kendinize bakışınızı belirlemeye başladığında, kendi isteklerinizi geri plana itebilirsiniz.

Başkalarının onayına neden bu kadar ihtiyaç duyarız?

Bazen eleştirilmekten, yanlış anlaşılmaktan veya birini hayal kırıklığına uğratmaktan korkarız. Bazen de kabul görmek için uyumlu, başarılı, anlayışlı ya da hatasız olmamız gerektiğine inanırız.

Bu durumda kişi, davranışlarını kendi ihtiyaçlarına göre değil, başkalarının verebileceği tepkilere göre düzenlemeye başlayabilir. İstemediği bir şeye evet der, rahatsız olduğu bir durumda sessiz kalır ya da kendi kararını vermeden önce çevresinden onay bekler.

Dışarıdan bakıldığında uyumlu ve düşünceli görünen bu tutumun arkasında, zaman zaman yoğun bir kaygı ve hata yapma korkusu bulunabilir.

“Acaba benim hakkımda ne düşündü?”

Başkalarının düşüncelerini tahmin etmeye çalışmak zihinsel olarak oldukça yorucudur. Bir mesajın geç yanıtlanması, bir ortamda yeterince ilgi görmemek veya yapılan bir eleştiri, kişinin kendisiyle ilgili olumsuz sonuçlara varmasına neden olabilir.

Oysa birinin sessiz kalması mutlaka size kızdığı, sizi sevmediği ya da yetersiz bulduğu anlamına gelmez. Zihin belirsizliği ortadan kaldırmak istediğinde, kanıtı olmayan olasılıkları gerçekmiş gibi değerlendirebilir.

Bu döngüyü fark etmek için kendinize şu soruları sorabilirsiniz:

  • Şu anda bildiğim bir gerçek mi var, yoksa birinin ne düşündüğünü mü tahmin ediyorum?

  • Bu kişinin onayını alamazsam kendimle ilgili neye inanacağım?

  • Gerçekten istediğim şey ne ve başkasının tepkisinden korktuğum için neyi yapmaktan kaçınıyorum?

Amaç, başkalarının düşüncelerini hiç önemsememek değildir. Önemli olan, onların düşüncelerine kendi değerinizin tek ölçüsü olma görevini vermemektir.

Kendim gibi davranmayı nasıl öğrenebilirim?

İlk adım, büyük değişiklikler yapmak zorunda kalmadan kendi tercihlerinize daha fazla alan açmaktır. Her fikre katılmamak, istemediğiniz bir daveti nazikçe reddetmek veya bir konuda farklı düşündüğünüzü söylemek küçük ama anlamlı başlangıçlar olabilir.

Bir başkasını memnun etmediğinizde hemen kendinizi suçlamadan durmayı deneyin. Rahatsızlık hissetmeniz, yanlış bir şey yaptığınızın kanıtı değildir. Bazen yalnızca alışık olmadığınız bir davranışta bulunuyorsunuzdur.

Kendinize güvenmek de her zaman doğru karar vereceğinizden emin olmak anlamına gelmez. Yanlış anlaşılabileceğinizi, zaman zaman eleştirilebileceğinizi ve yine de kendi kararlarınızın arkasında durabileceğinizi öğrenmekle ilgilidir.

Bu durum uzun süredir devam ediyor, sosyal ortamlarda rahat olmanızı engelliyor veya ilişkilerinizde sürekli kendinizden ödün vermenize yol açıyorsa altında yatan kaygıların ve düşünce kalıplarının ele alınması faydalı olabilir.

Kendinizi başkalarının beklentilerine göre şekillendirmekten yorulduysanız, bu örüntünün sizin yaşamınızda nasıl ortaya çıktığını anlamak iyi bir başlangıç olabilir. Çankaya veya Tunalı çevresinde psikolog arayışındaysanız, Turkuaz Aile Danışma Merkezi’nde çalışan uzmanların profillerini inceleyebilir ve ihtiyaçlarınıza uygun bir görüşme için randevu oluşturabilirsiniz.

Önceki
Önceki

Her Şeyi Kontrol Etmezsem Rahatlayamıyorum: Kontrol İhtiyacı Nereden Geliyor?

Sonraki
Sonraki

Eşim Yanımda Ama Kendimi Görünmez Hissediyorum