Hayır Diyemiyorum: İnsanları Kırmaktan Korktuğum İçin Kendimden Neden Vazgeçiyorum?
Aslında gitmek istemediğiniz bir davete yine de “Tamam” diyorsunuz. İş yerinde kendi işleriniz birikmişken bir başkasının sorumluluğunu üstleniyorsunuz. Bir arkadaşınız sizi kırdığında bunu dile getirmek yerine, aranız bozulmasın diye susmayı seçiyorsunuz.
Sonra eve geldiğinizde yorgunlukla birlikte bir kızgınlık hissediyorsunuz. Bazen kendinize, bazen de sizden bir şey isteyen insanlara kızıyorsunuz. Fakat bir sonraki sefer yine hayır diyemiyorsunuz.
Bu döngü size tanıdık geliyorsa sorun yalnızca başkalarına fazla zaman ayırmanız olmayabilir. Belki de hayır dediğinizde ne olacağından korkuyorsunuz.
Hayır demek neden bu kadar zor?
Bazı insanlar için hayır demek, yalnızca bir isteği reddetmek değildir. Aynı zamanda karşı tarafı üzme, bencil görünme, eleştirilme veya ilişkinin bozulması ihtimalini de beraberinde getirir.
Özellikle kabul görmek için uyumlu olmaya alışmış kişiler, başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarından önce değerlendirebilir. Zamanla kendi isteklerini fark etmekte bile zorlanabilirler.
“Bunu yaparsam ona ayıp olur.”
“Şimdi reddedersem bir daha benden yardım istemez.”
“Ben yapmazsam kim yapacak?”
Bu düşünceler kişinin kararlarını yönlendirmeye başladığında, kendi sınırlarını korumak giderek zorlaşabilir.
Üstelik dışarıdan bakıldığında bu kişiler fedakâr, yardımsever ve anlayışlı görünür. Ancak sürekli başkalarını memnun etmeye çalışmak, kişinin kendi yaşamında neye ihtiyacı olduğunu geri plana itmesine neden olabilir.
Herkesi memnun etmeye çalışmak ilişkileri korur mu?
İlk bakışta evet gibi görünebilir. İtiraz etmediğinizde tartışmalar azalabilir, insanlar sizden memnun kalabilir ve ilişkiler daha sorunsuz ilerliyor gibi görünebilir.
Ancak kendi rahatsızlığınızı sürekli bastırdığınızda, zamanla biriken kırgınlıklar ortaya çıkabilir. Karşı tarafın sizi anlamadığını düşünebilir, yaptıklarınızın fark edilmediğini hissedebilir veya bir noktada beklenmedik ölçüde sert tepki verebilirsiniz.
Burada önemli bir ayrım var: Bir ilişkide anlayışlı olmakla, ilişki bozulmasın diye kendinizden vazgeçmek aynı şey değildir.
Sağlıklı ilişkilerde iki kişinin de ihtiyaçları, istekleri ve sınırları için alan bulunur. Her zaman aynı fikirde olmak gerekmez; farklı düşüncelere rağmen iletişimi sürdürebilmek de ilişkinin bir parçasıdır.
Hayır demeyi öğrenmek nereden başlar?
Bir anda herkese sınır koymaya çalışmak yerine küçük adımlarla başlayabilirsiniz.
Hemen cevap vermek zorunda değilsiniz. Birisi sizden bir şey istediğinde, karar vermeden önce “Programıma bakıp sana döneyim” diyebilirsiniz. Böylece otomatik olarak evet demek yerine gerçekten ne istediğinizi değerlendirebilirsiniz.
Açıklama yapmakla kendinizi savunmayı ayırın. Bir daveti kabul edemediğinizde uzun uzun gerekçe sunmanız gerekmeyebilir. “Bugün katılamayacağım ama davetin için teşekkür ederim” demek yeterli olabilir.
Suçluluk hissettiğinizde kararınızı hemen değiştirmeyin. Birine hayır dedikten sonra rahatsız olmanız, yanlış davrandığınız anlamına gelmez. Yeni bir davranış biçimine alışırken kendinizi huzursuz hissetmeniz mümkündür.
Kendi ihtiyacınızı da hesaba katın. Bir karar vermeden önce yalnızca “O ne hisseder?” diye değil, “Ben bunu gerçekten istiyor muyum ve benim için ne kadar uygun?” diye de sorun.
Başlangıçta karşınızdaki kişinin tepkisinden endişe duyabilirsiniz. Buradaki amaç kimseyi önemsememek değil, başkalarının duygularından sorumlu olduğunuz düşüncesiyle kendi ihtiyaçlarınızı sürekli yok saymamaktır.
Ya hayır dediğimde insanlar benden uzaklaşırsa?
Bu korku bazı ilişkilerde geçmiş deneyimlerle bağlantılı olabilir. Örneğin, çocuklukta itiraz etmek eleştirilmekle sonuçlandıysa veya önceki ilişkilerde sınır koyduğunuzda cezalandırıldıysanız, bugün de benzer bir tepki bekleyebilirsiniz.
Bu nedenle hayır demekte zorlanmak her zaman basit bir alışkanlık değildir. Bazen kişinin kendilik algısı, ilişki kurma biçimi ve reddedilme korkusuyla yakından ilişkilidir.
Bu durum iş yaşamınızı, yakın ilişkilerinizi veya kendinize ayırabildiğiniz zamanı belirgin biçimde etkiliyorsa psikolojik destek almak, bu örüntünün nedenlerini anlamanıza yardımcı olabilir.
Ankara'da, özellikle Çankaya ve Tunalı çevresinde psikolog arayışındaysanız, Turkuaz Aile Danışma Merkezi'nde çalışan uzmanların profillerini inceleyebilir ve ihtiyaçlarınıza uygun bir görüşme için randevu oluşturabilirsiniz.
Unutmayın, birine hayır demek her zaman onu reddetmek anlamına gelmez. Bazen yalnızca kendinize de bir yer açmanız gerektiğini gösterir.
Kendinize şu soruyu sorun: Başkalarını kırmamak için kaç kez kendi isteklerinizden vazgeçtiniz ve bunu yaparken kendinizden neler eksilttiniz?