Çocuğum Benden Ayrılmak İstemiyor: Ayrılma Kaygısı Ne Zaman Normaldir?

Sabah okula bırakırken ağlıyor. Siz kapıdan çıkınca peşinizden geliyor. Bir odadan diğerine geçerken bile sizi görmek istiyor.

Bir süre sonra insan ister istemez düşünüyor:

“Çocuğum neden benden hiç ayrılamıyor?”

Özellikle okul başlangıcı, taşınma, kardeş doğumu, hastalık veya aile içinde yaşanan değişiklikler sonrasında çocukların ebeveyne daha fazla ihtiyaç duyması oldukça sık görülür. Her ayrılmak istememe durumu bir problem olduğu anlamına gelmez.

Burada önemli olan, bunun ne kadar yoğun olduğu ve çocuğun hayatını ne kadar etkilediğidir.

Ayrılmak istemesi her zaman kaygı mı?

Küçük çocukların anne babalarından ayrılırken zorlanması gelişimin doğal bir parçası olabilir. Çocuk zamanla ebeveyninin gideceğini ve geri döneceğini öğrenir.

Fakat bazı çocuklarda bu endişe beklenenden daha yoğun yaşanabilir.

Örneğin okula gitmek istemez, yalnız uyumakta zorlanır, ebeveyninin başına kötü bir şey geleceğinden korkar veya sürekli yanında bir yetişkin olmasını ister.

Bazen çocuk:

“Sen gidince sana bir şey olacak.”

der.

Bazen de bunu söylemez; karın ağrısı, ağlama, öfke veya okula gitmeyi reddetme şeklinde gösterir.

Çocuğum neden benden ayrılmaktan korkuyor?

Tek bir nedeni yoktur.

Bazı çocuklar mizaca bağlı olarak daha hassas olabilir. Bazıları yeni ortamlara alışmakta daha fazla zorlanabilir.

Bunun yanında yakın zamanda yaşanan bir hastalık, aileden birinin uzun süreli yokluğu, taşınma, okul değişikliği veya çocuğun kendisini güvende hissetmediği bir deneyim de ayrılık kaygısını artırabilir.

Bazen de ebeveynin kaygısı ile çocuğun kaygısı birbirini besleyebilir.

Bu yüzden yalnızca çocuğun davranışına değil, son dönemde hayatında neler olduğuna bakmak gerekir.

“Ağlıyor ama bırakıp gitmeli miyim?”

Ebeveynlerin en çok zorlandığı noktalardan biri burasıdır.

Çocuğun ağlaması karşısında uzun uzun vedalaşmak, tekrar tekrar geri dönmek veya “Tamam, bugün gitme.” demek kısa vadede rahatlatıcı olabilir.

Fakat çocuk zamanla ayrılığı daha büyük bir tehdit olarak algılayabilir.

Diğer taraftan çocuğun korkusunu küçümsemek de doğru değildir.

“Abartıyorsun.”

“Bunda ağlayacak ne var?”

gibi cümleler çocuğun duygusunu daha da yalnız yaşamasına neden olabilir.

Daha sağlıklı yaklaşım, çocuğun duygusunu kabul ederken ayrılığın gerçekleşeceğine dair sakin ve tutarlı bir mesaj vermektir.

“Benden ayrılmak zor geliyor, bunu biliyorum. Şimdi okula gideceksin, ben de seni çıkışta almaya geleceğim.”

gibi.

Ayrılma kaygısı ne zaman destek gerektirir?

Bir çocuğun zaman zaman annesini veya babasını özlemesi oldukça normaldir.

Ancak kaygı nedeniyle okula gitmekte zorlanıyor, yalnız uyuyamıyor, sürekli ebeveyninin başına kötü bir şey geleceğini düşünüyor veya günlük hayatı belirgin şekilde kısıtlanıyorsa bu durum biraz daha yakından ele alınabilir.

Özellikle belirtiler uzun süredir devam ediyor veya giderek artıyorsa bir çocuk psikoloğundan destek almak faydalı olabilir.

Çocuğunuzun size ihtiyacı olması, her zaman yanında olmanız gerektiği anlamına gelmez

Çocuğun güven duygusu yalnızca ebeveyninin fiziksel olarak yanında olmasıyla oluşmaz.

Asıl önemli olan zamanla:

“Annem/babam yanımda değilken de güvendeyim. Ayrılıyoruz ama yeniden buluşuyoruz.”

duygusunun gelişebilmesidir.

Bu süreç bazı çocuklarda kendiliğinden ilerlerken bazı çocuklar için daha fazla desteğe ihtiyaç duyulabilir.

Oyun terapisi de özellikle küçük çocukların kaygılarını doğrudan anlatmak yerine oyun yoluyla ifade edebilmeleri açısından önemli bir alan olabilir.

Ankara Çankaya'da Çocuk Psikoloğu ve Oyun Terapisi

Çocuğunuzun ayrılık kaygısı okulunu, uykusunu, sosyal yaşamını veya aile içindeki düzeni belirgin şekilde etkiliyorsa profesyonel bir değerlendirme ile çocuğun yaşadığı güçlüğün kaynağı daha ayrıntılı ele alınabilir.

Turkuaz Aile Danışma Merkezi, Ankara Çankaya'da çocuk ve ergenlere yönelik psikolojik danışmanlık ve oyun terapisi hizmetleri sunmaktadır.

Önceki
Önceki

Bütün Odağımızı Çocuğumuz Yaptık, Peki Evliliğimiz Nerede Kaldı?

Sonraki
Sonraki

Kendimizi Korumak İçin Neden Yalnızlaşmaya Başladık?