Evliliğimiz Bitme Noktasına Geldi: Çift Terapisine Ne Zaman Başvurmalı?

“Artık ne söylesem kavga çıkıyor.”

“Birbirimizi seviyoruz ama aynı evin içinde birbirimize ulaşamıyoruz.”

“Boşanmak istemiyoruz ama böyle de devam edemiyoruz.”

Çift terapisine başvuran çiftlerin cümleleri çoğu zaman birbirinden farklı olsa da altında benzer bir duygu vardır: İlişkiyi kendi başımıza düzeltemiyoruz.

Aslında çiftlerin terapiye gelmesi için ilişkinin bitme noktasına gelmesi gerekmez. Hatta çoğu zaman destek almak için en uygun dönem, sorunların henüz tamamen çözümsüz hâle gelmediği dönemdir.

Sürekli aynı tartışmayı yaşıyorsanız

Bir tartışmanın konusu değişebilir ama çiftin tartışma biçimi aynı kalabilir.

Bir taraf yakınlaşmaya çalışır, diğeri geri çekilir.

Biri daha fazla konuşmak ister, diğeri konuşmaktan kaçınır.

Biri “Beni anlamıyorsun.” der, diğeri “Ne yaparsam yapayım yetmiyor.” diye düşünür.

Sonunda konu kapanır gibi olur ama aslında çözülmez.

Bir süre sonra aynı döngü başka bir konu üzerinden yeniden ortaya çıkar.

Çift terapisi burada yalnızca “kim haklı?” sorusuna cevap aramaz. Çiftin tekrar tekrar içine girdiği ilişki döngüsünü anlamaya çalışır.

Eşinizle konuşuyor ama anlaşılmıyor musunuz?

Bazı çiftlerde iletişim hiç yok değildir.

Aksine çok fazla konuşurlar.

Fakat konuşmaların çoğu çözüm üretmek yerine savunmaya, suçlamaya veya geçmişte yaşananları yeniden gündeme getirmeye dönüşür.

“Sen zaten hep böylesin.”

“Sen de hiçbir zaman beni dinlemiyorsun.”

“Bunca yıldır değişmedin.”

Bu cümlelerin altında çoğu zaman yalnızca öfke değil, karşılanmamış bir ihtiyaç bulunur.

Görülmek, anlaşılmak, önemsenmek, güvende hissetmek veya yeniden yakınlaşmak gibi.

Bu nedenle çift terapisinde yalnızca söylenen cümlelere değil, o cümlelerin altında ne olduğuna bakmak önemlidir.

İlişkide sevgi var ama yakınlık yoksa

Birbirini sevmek, ilişkinin bütün sorunlarını kendiliğinden çözmez.

Bazı çiftler birbirlerini hâlâ çok sevdikleri hâlde uzun süredir duygusal olarak uzak hissedebilir.

Birlikte geçirilen zaman azalabilir.

Fiziksel temas azalabilir.

Cinsellik ikinci plana atılabilir.

Birbirlerinin hayatına olan merak kaybolabilir.

Ev, çocuklar, iş ve sorumluluklar ilişkinin önüne geçebilir.

Bir süre sonra çift aynı hayatı paylaşırken birbirinden uzaklaşmış olabilir.

Bu noktada “Seviyor muyuz?” sorusundan önce bazen şu soruyu sormak gerekir:

“Birbirimize ne zaman uzaklaşmaya başladık?”

Cinsel sorunlar ilişkinin tamamını etkileyebilir

Cinsellikte yaşanan sorunlar çoğu zaman yalnızca yatak odasında kalmaz.

Cinsel isteksizlik, ağrı, sertleşme veya boşalma sorunları, cinsel kaçınma ya da partnerlerin cinsel ihtiyaçlarının birbirinden farklı olması zamanla kırgınlık ve reddedilme duygularına dönüşebilir.

Bir partner:

“Artık beni istemiyor.”

diye düşünebilir.

Diğeri ise:

“Üzerimde sürekli bir beklenti var.”

hissedebilir.

Böylece cinsel sorun, çiftin duygusal yakınlığını da etkileyen bir döngüye dönüşebilir.

Bu nedenle bazı durumlarda çift terapisi ve cinsel terapi birlikte değerlendirilmesi gereken iki alan olabilir.

Aldatma sonrası ilişki yeniden kurulabilir mi?

Aldatma, ilişkinin güven duygusunu ciddi biçimde sarsabilir.

Ancak aldatma sonrası her ilişkinin aynı şekilde ilerleyeceğini söylemek mümkün değildir.

Bazı çiftler ilişkiyi sonlandırmayı seçer.

Bazıları ise yaşananları anlamlandırıp yeniden güven oluşturmaya çalışır.

Burada önemli olan yalnızca “aldatma oldu mu?” sorusu değildir.

İlişkide güven nasıl kayboldu?

Taraflar yaşananlarla nasıl baş ediyor?

Sorumluluk alınıyor mu?

İletişim yeniden kurulabiliyor mu?

Çift gelecekte nasıl bir ilişki kurmak istiyor?

Bu soruların ele alınması gerekir.

Boşanmayı düşünüyorsanız terapi için geç kalmış olabilir misiniz?

Hayır.

Boşanma kararı verilmiş olsa bile çiftler bazen terapiye başvurabilir.

Amaç her zaman evliliği kurtarmak değildir.

Bazen amaç ilişkinin geleceğine daha sağlıklı karar verebilmektir.

Bazı çiftler ilişkilerine devam etmek ister.

Bazıları ayrılığın kendileri için daha doğru olduğuna karar verir.

Önemli olan kararın yoğun öfke, korku veya çaresizlik içinden değil; mümkün olduğunca farkındalıkla alınabilmesidir.

Çift terapisine ne zaman başvurmalı?

“Bizim sorunlarımız terapi gerektirecek kadar büyük mü?” diye düşünüyorsanız, aslında daha önemli soru şudur:

Bu sorunları kendi başımıza çözebiliyor muyuz?

Eğer aynı tartışmalar sürekli tekrarlanıyor, iletişim giderek kötüleşiyor, cinsel yaşam etkileniyor, güven sarsılıyor veya çiftlerden biri ilişki içinde kendisini yalnız hissediyorsa profesyonel destek düşünülebilir.

Çift terapisine başlamak için ilişkinin tamamen tükenmesini beklemek gerekmez.

Bazen terapiye en doğru zaman:

“Henüz birbirimizi kaybetmek istemiyoruz ama böyle devam etmek de istemiyoruz.”

diyebildiğiniz zamandır.

Ankara Çankaya'da Çift Terapisi

İlişkinizde aynı sorunları tekrar tekrar yaşıyor, birbirinizi anlamakta zorlanıyor veya evliliğinizin geleceği konusunda karar vermekte güçlük çekiyorsanız, çift terapisi sürecinde ilişkinizdeki iletişim ve etkileşim döngülerini birlikte değerlendirmek mümkün olabilir.

Turkuaz Aile Danışma Merkezinde, Ankara Çankaya'da çift ve aile danışmanlığı kapsamında ilişki sorunları, iletişim problemleri, güven sorunları, duygusal uzaklaşma ve cinsel yaşamla ilişkili çift problemleri üzerine çalışmaktayız.

Önceki
Önceki

Cinsel İsteksizlik Neden Olur? Partnerler Arasında Görünmeyen Mesafe

Sonraki
Sonraki

İlişki Kaygısı Nedir? Partnerimi Seviyor Muyum, İlişkim Doğru mu? Sürekli Şüphe Etmek